En derininden özlemek neymiş…
Can yanarken, sol yanından üşürsün.
Sanki bir tabutun içine hapsolur,
Nasır tutmuş bir yürekle çürürsün.
Gözüne Azrail’in silueti ilişir,
Gönülden dile dökülen tek kelime…
Ya yakar, ya da kavuşturur derler;
Tüter yokluğun burnuma her gece.
Toprak yollarda kokun vurur en tepeden,
Kalbimi sarmalayan hasrettir işte.
Attığın her adımda adımı hatırlatır;
Bu şehirde, her seste… her nefeste.
Hayat, uzun yolda kısa bir yolculuk;
Yarın çok geç olabilir…
Aynı gökyüzü altında, aynı rüyada bile,
Görmek, bir mucizeye dönüşebilir.
Üzerinde beyaz kıyafetinle,
Uzanır ellerin… boğazımda düğüm.
Ne yaprağım kalır dalımda o an,
Ne de nefesim, ne de gülüşüm.
Bir gün gelir de bulamazsan beni;
Mezar taşıma yazılmasın adın.
Sen yokken, ben çoktan öldüm;
Toprağa değil, yokluğuna yatırıldım.
Bir kez daha dönüp baksan yeter…
Bir tebessüm, bir ses, bir işaret.
Çünkü beklemek de bir ölüm biçimidir,
Ve bekleyen için yarın… elvedadır ilelebet.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bu şiiri yazarken şunu düşündüm: İnsan, sevdiğini söylemek için hep yarını bekler. Oysa yarın, çoğu kez gelmez… ya da geldiğinde çok geçtir. Belki siz de satır aralarında kendi özleminizi bulacaksınız. Çünkü hepimiz, birini beklerken biraz eksiliriz. Ve beklemek… aslında ağır ağır ölmektir. Ben bu dizeleri size bir öğüt olsun diye değil, kalbimin en karanlık köşesini paylaşmak için yazdım. Belki siz, benim düştüğüm yanlışa düşmezsiniz; belki siz, sevdiğinize “yarın” demeden bugün sarılırsınız. Unutmayın… Bazen bir gülüş, bir bakış, bir kelime bir ömrü kurtarır. Ama söylenmezse, işte o zaman yarın çok geç olabilir.
24 Temmuz 2022 / Pazar / Bartın