İki kere iki her zaman dört etmiyor;
Bazen kocaman bir "hiç" kalıyor avuçlarında,
Bazen keskin bir hazan sızısı...
Hesaplar tutmuyor bu aşk pazarında.
İçim dışım Eylül benim,
Sahipsizim dallarından kopan o sarı yapraklar kadar.
Yüreğime çok erken düştün be kış!
Artık senin adın hüzün olsun, benimki sonbahar...
Gün gün dökülüyor takvimlerden o yorgun mevsimler,
Sessizce, hiç hissettirmeden akıp gidiyor ömrümden.
İplik iplik, eski ve kırık bir şarkı şimdi yaşamak;
Kirpiklerimden süzülen bir iki damla yaşın içinden.
Kalp kırık, zaman ise her zamankinden vefasız,
Adımlar kısa ve yorgun; şu yerle gök arasında.
Ölüm renginde düşler biriktirdim heybemde;
Hepsi uçup gitti o dertli turnaların kanatlarında.
Ve işte bitti; mevsim artık tek kişilik bir veda.
Geriye ne bir rakam kaldı, ne de o eski bahar...
Bu sessizliğin ortasında, ey hüzün;
Sen bende kaldın bir mühür gibi,
Bense sende bittim, Eylül kadar...
Halil Kumcu
21 Eylül 2019 / Cumartesi / Ankara