Ey sevgili...
Bir düşümüz vardı seninle;
O buram buram bakışlarında yitip giderken,
Uzanıp gidiyordum uçsuz bucaksız kollarında.
Resmini çiziyorum şimdi geçtiğim dağlara, taşlara...
Bir cezve kahvenin kırk yıllık hatrı gibi;
Simsiyah, acı ve upuzun bir sevda bu.
Aşkımız bir kan damlasıydı şimdi;
Kendi içinde bir trajedi,
Gökyüzünde çakıp kaybolan bir yıldırım misali...
Her şeyi bir kenara bıraksak da sevgili,
İnan ki yine de ümitli bir şeydi yaşamak seni.
Hâlâ unutmadım o yazdığın son kelimeyi;
"Veda" demiştin...
O gün zihnime kazıdın bu karanlık müebbedi.
Şimdi iyi şeyler söylemek gerek bize,
Güzel şeyler...
Sonra neden geldin, nasıl geldin;
Hatırlamıyorum, vakit hangi dertli vakitti?
Yağmur hızlanıyor bak, ey sevgili;
Yine bakışlarım çocuksu ve endişeli.
"Seni seviyorum" deyişini duyuyorum hâlâ,
Defalarca yaşıyorum o yankılanan sesi;
Tıpkı o eski, o şen şakrak günlerimiz misali.
Bir düşümüz vardı seninle;
Hâlâ o rüyanın içindeyim:
Sarmaşıklı bir ev,
Yemyeşil bir bahçe içinde...
Halil Kumcu
Eylül 2019 / Ankara