Yeşil bir sessizlik çöker şimdi şehrin üzerine,
Dolar yorgun yüreğe o imha ateşi sessizce.
Hapsolur yitik bir ömre bütün o eski anılar;
Damla damla dökülür geçmişin, geç kalınmış her gece.
Sözler solar gider o beyaz mendilin nakışlı güllerinde,
Kalpten kalbe gizli bir yol olur matem yaşları.
Yalnızlık kokusuna ansızın acı bir hıçkırık düşer;
Zehir akıtır yıllarca, kurumuş o göz pınarları.
Yanaktan dudağa süzülür o en çaresiz an,
Geriye dudaklarında acı ve kuru bir tuz kalır.
Anladım ki özledikçe daha çok, daha derin sever insan;
Gider herkes, elemli yürekte sadece sönmeyen yaş kalır.
Istırap ıslak ıslak dökülürken dertli gözlerinden,
Yaz yağmurları pas tutar, soğuk ve paslı demirde.
Umut çiçeklerine hapsolurken bu yaralı kalp;
Mühürlü dile bir alev siner, yandığın her seferinde.
Bir şarkı gelir boğaza takılır, tam geçerken hayattan,
Yaşarsın belli belirsiz, isimsiz ve kifayetsiz...
Yüreğe taş bağlanır; taşa yas düşer, yasa taş;
Artık her şey sessiz, her şey hissiz, kimsesiz ve çaresiz.
Halil Kumcu
14 Temmuz 2020 / Salı / Ankara