Derin bir kırgınlık, uçsuz bir boşluk...
Ruhumu her gün biraz daha delik deşik eden.
Yollar alabildiğine uzun, alabildiğine dikenli;
Bu karanlıkta hadi yürü, yürüyebilirsen.
Kalbim, o silinmez duyguların ağır yükü altında;
Yazık ki tebessümüm bile çoktan soldu.
Şimdi katran karası karanlıklardayım;
İçimde sessiz ama devasa kıyametler koptu.
Bir başıma bir yolculuktur bu başladığım;
O da ancak kendimden, yine kendi içime...
Şu tek mevsimlik, şu kısa hayatımda;
Kara hüküm sürdü her an, hem de en derinimde.
Zaman zaman gri günlerim oldu belki;
Ama yeşili, o umudu hiç görmedim, bilmedim.
Siyah beyaz bir ömrü, bir film şeridi gibi;
Rüya ile hayal arasındaki o ince çizgide bitirdim.
Artık ne bir renk kaldı geriye, ne de bir ışık;
Söndü bütün yıldızlar, kapandı o eski defter.
Bu rüya bitti işte, her şey birbirine karışık;
Şimdi beni o en beyaz, o sonsuz sessizlik bekler.
Halil Kumcu
28 Kasım 2018 / Çarşamba / Ankara