Yüreğime batan o mağrur gül,
Bir hazan ekiminde, ellerimde soldu.
Diken diken dolan şu yorgun gözlerim;
Dal dal, budak budak bir sevda uğruna kurudu.
Ötme artık benim viran bahçemde dertli bülbül!
Dikenin canımı yakar, sızısı içimde durur.
Şu Ankara’nın o meşhur, o sert taşı;
Bir de gözümün yaşı, güneşle adamı kavurur.
Eser bir acı rüzgâr ansızın uzaklardan,
Gönül dağım iliklerine kadar dağlanır.
Düşer bir yorgun yaprak daha gülistana;
Küçücük bir yağmur tanesiyle bir ömür ağlaşır.
Kan revan içinde kaldı bu biçare kalbim,
Savrulur, her nefeste küle döner aşkınla.
Biliyorum, bir daha hiçbir çiçek açmaz burada;
Çünkü kader, vuslatı toprakla dizer boğazıma.
Şimdi ne bir ses beklerim, ne de bir yeşil filiz;
Ben kendi yangınımın sessiz şahidiyim artık.
Bütün aşklar biter, bütün güller küle döner;
Geriye bu Ankara ayazı kalır, bir de o büyük yalnızlık.
Halil Kumcu
12 Ekim 2019 / Cumartesi / Ankara