Bugün yine erken kalktım.
Güneş doğmadan uyandım bu şehre.
Pencereden uzun uzun baktım dışarıya.
Rüzgâr bir dalı eğiyor, bir yaprağı savuruyordu.
Aklıma sen geldin, baba;
Her sabahın telaşında, her akşamın koşuşturmasında olduğu gibi.
Biraz sessizim bugünlerde,
İçimde büyüyen sızıya kelime yetmiyor!
Ne yana dönsem,
Bir hatıra dokunuyor parmak uçlarıma.
Bir eve sığdırdığın koca ömür,
Öylece duruyor her bir tarafta.
Gece çöktüğünde daha çok konuşuyorum seninle.
Herkes sustuğunda başlıyor içimdeki sesin.
Yarım kalmış cümleler dolanıyor dilimde;
Senin “oğlum…” diye başlayıp sustukların,
Benim “baba…” diye tamamlayamadıklarım gibi…
Giderek büyüyen, içten içe kemiren cümleler.
Baba,
Zaman dedikleri şey,
İnsanın içinden eksilerek geçiyormuş meğer.
Sen gidince anladım:
Bir evin duvarı değilmiş yıkılan,
Bir ömrün direğiymiş.
Biliyor musun, bazen aynaya bakıyorum;
Yanaklarımda senin çizgilerin,
Ellerimde nasırların,
Gözlerimde yorgunluğun.
Sanki birazdan gelip oturacakmışsın gibi karşıma…
İnsan, babasını en çok kendi yüzünde buluyormuş.
Ellerimi cebime koyduğumda,
Sanki sen tutuyorsun hâlâ parmaklarımı;
Saçlarımı karıştıran sensin gibi…
Bir gün yine geleceğim o taşın başına.
Sessizce oturacağım; konuşmadan, ağlamadan.
Sadece seni dinleyeceğim, duyar gibi…
Senin yürüdüğün kaldırımlara basıyorum dikkatle;
Belki bir izine rastlarım diye.
Anılar bir fotoğraf gibi düşüyor önüme.
Gölgen iniyor duvara, ben çocuk kalıyorum yine!
Bakışımda yarım kalmış bir veda…
Ne kadar uzaksa, o kadar yakın şimdi bana!
Şimdi o çocuk, her “baba” seslenişinde,
Her mezar taşında,
Her eski radyo sesinde seni arıyor.
Biraz kırgın, biraz pişman, ama en çok da minnetle dolu.
Çünkü bilir:
Bir evlat, babası öldüğü gün büyürmüş aslında.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bak, bu bir şiir değil sadece. Biraz geç kalmış bir konuşma bu. Hani insan bazı cümleleri kuramaz ya zamanında boğazına düğümlenir, “sonra söylerim” der, söyleyemez… İşte o “sonra”ların toplamıdır bu satırlar. Okurken belki diyeceksin ki: “Benim de içimde böyle bir ses var.” Var, biliyorum. Çünkü herkesin içinde yarım kalmış bir “baba” vardır. Ben bu şiiri yazarken ağlamadım. Ama her kelimenin altına bir sızı bıraktım. Sen okurken hissedersen, bil ki eksik olan hiçbir şey yoktur artık ne sende, ne bende. Şunu da sakın unutma: İnsan en çok söyleyemediklerinden yorulur. Ve bir gün, en sağlam cümleler bile bir mezar taşının başında susmayı öğrenir. Eğer bir gün sen de ellerini cebine koyduğunda birinin eksikliğini hissedersen işte o an aynı yerden konuşuyoruz demektir. Ben yazdım, sen tamamla.
24 Mart 2026 / Salı / Bartın