İçimde yalnızlık hissi, her yanım uçsuz buçaksız çöl,
Sanki sıradaki her şarkı sadece benim için çalıyor.
Bir kızıllık var yine ufukta, bir gün batımı ki sorma;
Giden o son trende, her yer buram buram sen kokuyor.
Kapım çalınıyor aniden, yine o davetsiz misafir geldi,
Bir ben varım odada, bir de gecenin o dilsiz karanlığı.
Yer yer buz kesmişim, beni bir tek sigaram ısıtıyor;
Nerede gülen gözlerin, hani ellerinin o eski sıcaklığı?
Köprüler yıkılmış bir bir, her yer aşılmaz bir duvar sanki,
Ruhumdaki o son umut mumu da üşüyerek söndü.
Cevapsız sorular, her gece yüzümde patlayan birer tokat;
Söyle bu neyin nesi, bu nasıl karanlık bir içgüdü?
Oda zifiri karanlık, dilimde yarım kalmış bir türkü,
Bilirsin, kâğıda yazılmaz insanın o kara alın yazısı.
Kalbim ağrıyor, her günün gidişinde böyleyim işte;
Bu bendeki, kör kuyudaki kör bir taşın dilsiz acısı.
Artık ne sabahın rengi var, ne de gecenin bir sonu,
Öyle bir yalnızlık ki bu, sığmaz ne söze ne sazıma;
Kendi içimde kayboldum, bulamam artık o yolu.
Dünya bir yana çekildi, ben kaldım bir başıma.
Halil Kumcu
18 Nisan 2020 / Cumartesi / Ankara