Şiirden geriye kalan satırlar:
Ömür dediğin, parmak uçlarında eriyen bir mum alevi…
Çaresizlik değil, kabulleniş ağırdır insanın omzunda.
Şiirden geriye kalan satırlar:
Ömür dediğin, parmak uçlarında eriyen bir mum alevi…
Çaresizlik değil, kabulleniş ağırdır insanın omzunda.
EYVAH
Öyle yalnızım, öyle çaresiz, öyle mutsuz,
Sanki deryanın ortasında kalmış bir susuz.
Çoktan geçtim şairin ömrünün ortasını,
Noktadan önce virgülü koyacak zamanı.
Aynalarla dostluğu keseli yıllar oldu,
Simam her karşılaşmada biraz daha soldu.
Merdivenleri sorarsan, yorgun yüreğime,
Yavaş çıkmak da ağır geliyor bedenime.
Baharlar ne güzel, dili olsa da konuşsa,
Yola çıktıklarımı kaybettim her nasılsa.
Ey Hak, bu kaçıncı eyvah, belirli belirsiz,
Bazen gelip, bazen de delip geçti çaresiz.
Bu zaman zarfında en sol yanım hep ağrıdı,
Kalbim de buram buram, ince ince sızladı.
Geriye ne mi kaldı, belki de çeyrek zaman,
Göz açıp kapayıncaya kadar geçti o an.
Gelip de gitmeyen var mı bu yalan dünyadan?
Yatağı musalla, yorganı toprak olmayan...
Bütün ömrüm bir anlıkmış, sanki üç dört adım,
Eyvah, kırktan sonra gidiyorum koşar adım.
Halilî der: Yol biter, gölgem düşer toprağa,
Ömrümün son eyvahı aşk karışır mezara.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: “Eyvah”, hayatın son çeyreğine yaklaşırken insanın içine düşen yalnızlık, çaresizlik ve hızla akıp giden zamanın sorgulanması üzerine yazıldı. Ölümün ve faniliğin kaçınılmazlığı karşısında kalbin hissettikleri, şairin iç dünyasında yankılanan hüzün ve kabulleniştir. Bu şiir, her insanın yaşarken hissettiği o “eyvah” anlarını dile getiren, samimi ve dokunaklı bir iç hesaplaşmadır.
Şubat 2016 / Bartın
Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.