Her gün bir yerini çiziyorsun kalbimin;
Çize çize vuruyorsun neşteri.
Belli etmesem de nasıl da acıyor…
Geri dönülmez artık, telafi edilmez gayri.
Kanlı meydan muharebeleri gösterdi:
Mutluluğun kalıcı bir şey olmadığını.
Bunu sen de göreceksin elbet,
Arada sırada ortaya çıkan yanını.
Bu uzun hikâyeden vazgeçtiğin gün,
Seni arayacağım kaybettiğim yerde.
Derken bir gün ölüp gideceğim;
Vazgeçmek… ölmektir belki de.
Çoktan öldürdün beni, çoktan…
Bütün muhitlerde bir bir yok olmuşum.
Bahsettiğim şey bir ömrün ederi,
Tabancanı alıp öldürmeni kastetmiyorum.
Şimdi nerede iki insan görsem el ele,
Pılını pırtını toplayıp gittiğin o yerde;
Bir başkasının dünyasına girip,
Hani filmlerde, romanlardaki gibi sayende.
Bir körün tek gözüne kavuşması gibi,
Sevinirim o karedeki bütün resimlerde.
Manaya ulaşmak için…
Geriye kalan hatıralar hâlâ durur en derinimde.
Mesele şu ki boğuluyorum;
Ömür boyu hapis cezası almışım gibime geliyor.
Ve bunu gün gün, her gün yaşıyorum;
Yarını ertelemek mümkün olmuyor.
Bunu sen nereden bileceksin?
Benim yaptığım bu şey… düpedüz bir vazgeçiş.
Belki de yanılıyorum, bilemiyorum; adını sen koy.
Kendi dışımdaki her şey ruhumu azmettirmiş.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Vazgeçmek, birini kaybetmek değil; bir şeyin kaybolduğunu bilip, onu her gün yaşamak demektir. Kimseye anlatamazsın, çünkü vazgeçmek bir yalnızlık meselesidir. Kimseye gösteremezsin, çünkü vazgeçmek bir iç hesaplaşmadır. Belki sen de bir zamanlar vazgeçtin, ama gerçekten vazgeçebilmek, bir ömrün testidir. Bu şiir de bir “yıkılış” değil; bu şiir, yeniden inşa etme cesaretinin bir halet-i ruhiyesidir. Vazgeçmek, ölüme ait değil, hayata; çünkü en derin yara, unutulmadığı halde acımayan yaradır. İstersen hâlâ dönüp bir bakabilirsin; ama unutma: Vazgeçişin ardında kalan her şey — senindir.
30 Kasım 2023 / Perşembe / Ankara