Susadım yokluğuna, çöller kadar ıssız ve dar,
İçimde binlerce senin hasreti, binlerce ahım var.
Ansızın çekip gidersin diye korkuyorum;
Sürsün bu ağır hikâye, sürsün sonsuza kadar.
Sesin sesime karıştı, artık suskunluğum ondan,
Bir gizli yemin gibi ayrılmam bu yangından.
Aynı şehirde, aynı nefeste, aynı histeyiz;
Öyle bir çığlık kopar ki her vuslatın ardından.
Toz toz dökülür takvimler, durur içinde zaman,
Kırmızı bir gül gibi tazedir sinedeki o figan.
Savrulurum pervasızca namahrem yüreğine;
Selam sevgilim, selam sana intihar zindanından!
Hiç bitmeyecek bir kışın tam ortasındayım şimdi,
Katran karası bir sensizlik gönlümün tek mevsimi.
Bir yanda yaşanmamış o devasa boşluklar var,
Bir yanda kuş gibi uçup giden ömrün teslimi.
Artık ne gün doğar bu şehre, ne de bu sancı biter,
Hasretin, cellat olup başucumda nöbet bekler.
Kırk dokuz yılın yükü omuzlarımda bir mühür;
Sen yoksan eğer, yaşamak ölümden daha beter.
Halil Kumcu
27 Ekim 2019 / Pazar / Ankara