Yine tavan arasındayım;
Burası mezarlık gibi gönül yaram.
Göğsümü bastıran o siyah beyaz resminle,
Ölümü karşılama odasını bir türlü susturamam.
Belleğimin derin izleri,
Önü arkası o sessiz örümcek ağında şimdi.
Tozlu raflardaki çocukluğum,
Elinin değdiği satırları yine gösterdi.
“Ben onu çoktan unuttum.”
Keşke unuttum demekle unutulsa yargısız.
Bu kadim zaman aşkı gönül yaram,
Sözlerini dudaklarıma taşıyor pervasız.
Bir sokakta ya da çarşı pazarda,
Bir kere görmek mümkün olsa şimdiki halini.
Gözümün önünden geçen her şey,
Sanki senin hayalin, senin siman aleni.
Takdir olursa bir gün, ne bileyim,
Herkesin ektiğini biçtiği o gün.
Ahu gözlerinden tanır seni yalnızlığın başkentinde;
Ömür defterimin dağınık sayfalarına gömdüğün.
Mevsim odur ki gönül yaram sonbahar;
İçimde hüzün uyanıyor, yapraklarda renk cümbüşü.
İşlediğin mendilde toprak kokusu,
Kızıl bir kente dönüştürdü düşümüzü.
Kışın gelişini iliklerime kadar hissettirdi;
Sensizliğin sarı hüznü düştü yağmur ile.
Bu bekleyiş, bu özlem tekrar tekrar çağırır
Kızılay’dan Tunalı’ya karanfille.
Mektubun sonuna gelirken,
Şuramdan tarihi geçmiş bir acıyla selamlıyorum.
Kalbinden öpüyorum gönül yaram;
Artık bizim için çok geç, biliyorum.
Elini tuttuğum Bestekârlar Sokak’tan,
Ruhumun bütün kudret ve hasretiyle,
Üşürken birbirimize sarıldığımız,
Hırkamıza gömülerek yürüdüğümüz hayallerle.
Bir tuzak gibi aklıma düştüğün,
Ankara’dan şimdilik bu kadar;
Kal sağlıcakla, çok mutlu ol emi.
Sonra yine sana uzun uzun diyeceklerim var.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: “Biliyor musun sevgili okur, bazen insan bir mektubu yazarken aslında kendine konuşur. Adres belli değildir, pullar bile eksiktir ama kelimeler ısrarla yola çıkar. Belki senin de bir tavan aranda, toz tutmuş bir kutuda gönderemediğin bir mektup vardır, kim bilir? Benimkiler hiç yola çıkmadı, çünkü adresin hâlâ kalbimdeydi. Şimdi sen okurken, belki bir satırında kendi adını duyarsın; belki de gözlerin ıslandığında anlarsın — bazı mektuplar, sadece okunmak için değil, yarım kalmak için yazılır…”
Okur, yine bazı mektuplar vardır; zarfa konmaz, posta görmez, adres sormaz. Çünkü insan onları başkasına değil, kendi kalbine yazar. İşte bu şiir de öyle bir mektubun içinden çıktı. Gönderilmeyen, ama yıllarca insanın içinde dolaşan bir mektup. Belki sen de bilirsin: Bir şehir bazen yalnızca sokaklardan ibaret değildir. Bir bakışın, bir yürüyüşün, bir vedanın izini taşır. Bir zamanlar elini tuttuğun bir sokak, yıllar sonra bir hatıranın kapısına dönüşür. İnsan o kapıyı kapatamaz; yalnızca önünden geçerken başını çevirir. Bu şiirdeki “gönül yarası” dediğim şey, büyük bir dramın değil; sessizce büyüyen bir hasretin adıdır. Çünkü bazı aşklar kavuşamadığı için değil, unutulamadığı için ağırdır. İnsan bazen yıllar geçse de bir fotoğrafın, bir sokağın, bir kokunun içinde aynı yerde kalır.
Şunu da saklamayacağım senden: Bu dizeleri yazarken ben bir okur düşündüm. Belki bir gece yarısı eski bir defteri açan, belki bir şehrin kalabalığında ansızın geçmişe düşen birini… Eğer bu şiirin bir yerinde kalbin hafifçe sızladıysa, bil ki yalnız değilsin. Çünkü her insanın hayatında bir tane gönderilmemiş mektup vardır. Ve bazı mektuplar, gönderilmedikleri halde ömür boyu yerine ulaşır.
22 Ekim 2023 / Çarşamba / Ankara