Karanlığın içindeki ürperti,
Kalpte bir damla gözyaşı bıraktı.
Bir damlacık hayatımın özeti,
Akıl kapısına acı bıraktı.
Yalnızlık sızım sızım alevlendi,
Yüreğime dokundu, demirledi.
İliklerime kadar çiviledi,
Derin derin soğuk nefes bıraktı.
Gönül kuşu, boş bakışlar derbeder,
Arşa yükselir, kara bahttan geçer.
Ruhu, kara toprak yoğurur, göçer,
İfadesiz yüze yara bıraktı.
Kabir yalnızlığı düşer aklıma,
Yıkılır mazi, kulakta çınlama.
Geçmiş, ölüm gibi soğuk bir drama,
Yanık izi, bir tebessüm bıraktı.
Zaman kalpten aktı, bıçak sırtında,
Yürek, bu çaresiz kör kuyularda.
Çeyrek ömür, kelebek kanadında,
Ölü hayal mezarlığı bıraktı.
Halilî, sükûta gömüldü gece,
Savruldum hasrete, düştüm gizlice,
Ümidim kayboldu, erdim son güce,
Kaç yalan sözüne çığlık bıraktı.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bazı geceler vardır, insan uyuyamaz. Kendi içine düşer de bir türlü çıkamaz. Her şey bitmiş gibi gelir, ama aslında en çok insanın içindeki ses konuşur o sessizlikte. Bu şiir, tam da öyle bir gecenin izlerini taşıyor. Birinin yokluğu, bir sözün izi, bir bakışın soğukluğu... Hepsi bir şey bırakıyor geride: bazen bir gözyaşı, bazen bir sessizlik, bazen de telafisi olmayan bir yara... Ben yazarken kendimle yüzleştim. Belki sen okurken kendi içinde bir yere dokunursun. Unutma, her “bırakıp giden” aslında bir şey de bırakır ardından. Kimi acı, kimi ders, kimi de yazacak bir şiir... Sessizliğini duyar gibi…
29 Mayıs 2019 / Çarşamba / Ankara