Görenin yüreğini dağlayan ölüm,
Yanağındaki ak mermerde üşüyor.
Ürkek bir ceylan, masum bir gamzede,
Aşığın gönlünde kalan yegâne kor.
Ağlama, anam, ağlama…
Ölüm denilen rahmette sonsuzluk var.
Er ya da geç ebediyet,
Yaşamın ucundaki yolculuk kadar.
Önce gözünden birkaç damla yaş sızar,
Sonra katıla katıla ağlarsın.
İlk toprak, ilk çivi gibi, anam,
Böğrüne saplanır zulandaki bıçağın.
Ne yazık ki…
Kabil’in Habil’i öldürdüğü uğursuz gün,
Taşıdığı günah hâlâ inliyor acı içinde,
Sanki dünyayı ikiye bölmüştü büsbütün.
Bu güruh, kör kandilin ışığında, anam,
Kanla yazılmış tarih silinmez artık.
Manasız oyunda aktör olsan da,
Makûs kaderinin sonu mezarlık.
Yaşamın anlamı ne, anam?
Hissetmiyor musun?
Azrail’in soğuk nefesi şah damarında,
Ölüm soluyan her günün yolcususun.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Sevgili okur, biliyorum… Bu dizelerde bazen ölümün soğuk nefesini, bazen de tarihin kanlı izlerini hissediyorsun. Ama dur, bir an olsun gözlerini kapatma. Çünkü ölüm de yolcudur, her gün gibi geçer; senin kalbinde bir ışık varsa, o yolculuk boyunca ümit vardır. Anlatmaya çalıştığım şey yalnızca acı değil; aynı zamanda direniştir, gözyaşlarının ardından gelen nefes, suskunluğun içinde filizlenen hayatın küçük mucizesidir. Her satırda, kaybolmuş bir masumiyetin korunu taşımaya çalıştım; sen de kendi yüreğinde taşı. Unutma: Ölüm soluyan her gün yolcudur, ama sen hâlâ yaşayabilirsin. Hala sevgiyle dokunabilir, hâlâ düşleyebilir, hâlâ ümit edebilirsin. Acılar, seni gölgelemeye çalışsa da senin ışığın, senin kalbinin sesi, her zaman daha güçlüdür. Ve en önemlisi: hayatta kalabilmek, sevebilmek ve hatırlayabilmektir. Her nefeste, her bakışta, her sessizlikte… Yaşam, küçük mucizelerle doludur; onları fark etmeyi unutma. Seninle, bu satırlarda buluşmak, en az dizeler kadar kıymetli. Hayatın yükünü taşı, ama unutma: ümit, en ağır taşları bile hafifletir.
6 Kasım 2023 / Pazartesi / Ankara