Sözde dilden konuşurken,
İçimden döküldü gönül.
Yüreğim değil söyleyen,
Sesimden ağlattı gönül.
Hayatı tespih eyledik,
Bütün bütün zayi ettik.
Bir rüya gibi geçirdik,
Eyvah, aldandık biz gönül!
Bir ah fışkırdı giderken,
Temelsiz ömür biterken,
Günahla vahla yürürken,
Her şey gelip geçti gönül.
Kime desem ki derdimi?
Gurbet yarası resmimi,
Hepsinden öte ellimi,
Derinden savurdu gönül.
Tütüyor yine gözümde.
Yalnızlığıma selam de.
Yol diyorum, yol elbette;
Hevesimden vurdu gönül.
Hayıflanacak ne vardı?
Yüzde o ifade kaldı.
Sırça saraylar yıkıldı,
Artık yapılmaz zor gönül.
Beni düşlerine götür,
Hatıralara büründür.
Uzak diyarlara gömdür,
Unutulayım ben gönül.
Halilî acı yâr olur,
Gecelere umut olur,
Bir nefes kayıp yas olur,
Son soluğum susar gönül.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bu şiir, bir sessizliğin içinden doğdu. Ne bir sitem tam olarak sığdı dizelere, ne de bir umut tam olarak yer buldu kendine. Sadece bir “gönül” kaldı geriye — konuşmakla susmak arasında sıkışmış, bir yudum kahvede, bir anının buğusunda kaybolmuş… Bazen diyorum ki insan, en çok unutulmak isterken hatırlanıyor. Çünkü hatıralar, unutulmak bilmeyen misafirlerdir; kapıyı çalsalar da, gitmeyi bilmezler. Her “unut beni” deyişim, biraz daha derine kazınan bir “hatırla beni” fısıltısı aslında. Bu dizeleri yazarken, kendi kalbime yabancılaştım. Kalem elimde değil, sanki gönlümdeydi; her kelime, biraz kan, biraz dua gibiydi. “Unutulayım ben gönül…” derken, aslında unutanla unutulanın aynı kişide buluştuğu o garip acıyı anlattım. Çünkü insan bazen kendini bile unutmak ister — ama kendi kendinden kurtulmak ne mümkün… Eğer bir gün sen de gecenin en sessiz yerinde, bir mısrada kendini bulursan; bil ki o mısra senin için yazılmıştır. Belki aynı acının iki ayrı yankısıyız biz; sen okurken ben susuyorum, ben yazarken sen dinliyorsun. Ve o zaman, işte o zaman, şiir tamamlanıyor.
6 Eylül 2023 / Çarşamba / Ankara