Bir türlü yırtıp atamadığım,
Bir kitap arasındaki mektup gibisin.
Oraya varmak yazılmamış ki,
Zindana asılmış kalbin ne bilsin?
İlk aşk, yol yorgunu kırık bir kalp;
Hatırlamak bile istemiyorum.
Yıllar boyu tek bir kişiye,
Köle gibi bağlanmanın suçlusuyum.
Kaçınılmaz olan bir şey bu;
Er ya da geç boyun eğersin.
Zamanla alışırsın yazgına,
Bir ölüyü sever gibi beklersin.
İnsan yaşarken sevmeli,
Teslim olmalı gözlerine.
Sarıp sarmalamalı yalnızlığını,
Titretmeli dokunurken yüreği yüreğine.
Yıllar yılı içime dokunan,
Boğulacak gibi yapar o anki arsızlığı.
Bir nefes gibi bırakmaz peşimi,
Kemiren bu düş kırıklığı.
Daha ne kadar sürecek bu, Allah’ım?
Haykırıyorum hüzünlü nağmelerimle.
Bu durum kendini tekrar ediyor;
Hiçbir yere varamıyorum acizliğimle.
Eğer bir gün karşılaşırsak seninle,
O bildik yazgıya gönül “Vazgeç!” der.
Gözünde canlanır anılar,
Resimler geçer birer birer.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bazen insan, kalbinin önüne hangi kapıyı açsa, hep aynı yazgıyı bulur. Anlarsınız ya bir mektup gibidir bazı hatıralar: İçine bakmak ister, ama her bakış biraz daha yakar. Ben bu şiiri yazarken, o yanan, kırık, alışılmış ama vazgeçilmeyen hisleri düşündüm. İnsan yaşarken sevmeli derken, bu sevdanın bazen acı, bazen teselli olduğunu da anlatmak istedim. Yazgı, kaçınılmazdır belki… Ama insan yine de denemekten, sevmekten ve beklemekten vazgeçemez. Çünkü kalp, bir kez sevdi mi, her hatırayı yaşamak ister. Ve bazen hiçbir şey değişmese bile, kabullenmek bile bir tür teslimiyettir. Bu şiir, işte o teslimiyeti, o sessiz çığlığı ve o umut kırıntılarını anlatıyor. Okurken belki kendinizi göreceksiniz; belki bir an durup, kendi kalbinize dokunacaksınız. İşte şiirin gücü, insanın kendi yazgısıyla yüzleşmesidir.
26 Ekim 2023 / Perşembe / Ankara