Tarihin yaprakları çoktan tozlandı,
Kalbim, o eski hürriyetinde değil şimdi.
Ekmeksiz ve susuz kaldı hayal gücüm;
Vücudum esir, ruhum bütünüyle sensizdi.
Ölüm, her an bir nefes kadar uzakta,
Hapsoldu koca bir yaşam, kendi üzerine.
Yalnızlık kadar güçlü ve bir o kadar ürkek;
Yürüyoruz şimdi o incecik cam zemine.
Ne zaman kırılırsa kırılsın bu sırça saray,
Bu rüya, bu uykusuzluk nasılsa bitecek.
Trajedi ile komedi arasındaki o boşlukta;
Kayıp bir film karesi gibi sessizce yitecek.
Kemandaki ince bir tele dokunuşla başlar her şey,
Bir örümcek, ağını sabırla ömrümüze örmekte.
Her üfleyiş aslında bir başka hüzünlü senfoni;
Bir başka ayrılık sesi, flütteki her üfleyişte.
Sahne kapanır, ışıklar söner, sesler çekilir,
Geriye sadece şu tozlu hatıralar kalır.
Yaşamak dediğin, bir anlık hıçkırıktır;
Onu da en sonunda, kara toprak alır.
Halil Kumcu
12 Nisan 2020 / Pazar / Ankara