Sevdam yoluna sürülmüş,
Mecnun aşkına dönüşmüş.
Ahirim bildiğim leylam,
Yol ayrımında görülmüş.
Çaresizliğimden gayri,
Yaman bir çile mecburi.
Gidenler gelmiyor leylam,
Ayrılık ölüm benzeri.
Bir uyusam dizlerinde,
Canım yanmış düştüğümde.
Dalsam rüyalara leylam,
Uzun ömrün her birinde.
Aşk belasıyla tanıştım,
Yalan dünyamı kararttım.
Sen gittin gideli leylam,
Bir an bile yaşamadım.
Beni bu hallere koydun,
Alın yazımdan okursun.
Bari selam gönder leylam,
Uçan kuşa soruyorum.
Hatıran kalbimde kanar,
Yaşı bildiğin yakmışlar.
Kefen delik deşik leylam,
Her an sızım sızım sızlar.
Gece gündüz arıyorum,
Ateş oldum yanıyorum.
Bir kerecik bak geç leylam,
El açtım, yalvarıyorum.
Gül idim, yaprağım soldu,
Yüreğime hazan doldu.
Bunu bilmiyorsun leylam,
Ömrüm böyle harap oldu.
Uğruna ölmek son değil,
Takat kalmadı, dert değil.
Seven ölümsüzdür leylam,
Ölsem de ölüm son değil.
Halilî der: Dünya geçer,
Aşk bâki, faniler göçer.
Kalbim sende kaldı leylam,
Ruhum başucunda bekler
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Sevgili okur, “Leylam”ı yazarken aslında tek bir kişiyi anlatmadım. Bir insanı severken kalbinin nereye kadar gidebildiğini anlatmak istedim. Çünkü bazı aşklar vardır; adı bir kişidir ama yükü bir ömürdür. Bu şiirde geçen “Leyla” belki senin hatıranda başka bir isimdir. Belki bir bakış, belki yarım kalmış bir cümle, belki de hiç söylenmemiş bir veda… İnsan bazen sevdiğini kaybetmez; onu kalbinin en derin yerine saklar. Orada bir ateş gibi yanar o sevda. Sönmez, azalmaz; sadece insan onunla yaşamayı öğrenir. “Leylam” dediğim yerde biraz da kendime seslendim. Çünkü aşk dediğimiz şey bazen iki kişilik değildir. Birinin gidişiyle tek kişilik bir çileye dönüşür. Bu şiiri okurken eğer bir an için kalbin sızladıysa, bir yüz gelip geçtiyse zihninden, bil ki o sevda hâlâ yaşıyordur. Zaten gerçek aşkın kaderi budur: Bitmez… Sadece insanın içinde sessiz bir ömür sürer.
13 Şubat 2024 / Salı / Ankara