Göz fısıldar, birkaç damla yaş süzülür.
Sessiz bir ıstırapla ıslanır dudaklarım.
Küflü demir parçaları içime batar,
Canım yanarken sızım sızım ağrır sol yanım.
Asırlık elemdir bu, düğümlenir boğazıma.
Dil mühürlü, kalp yasaklı artık.
Müebbet yedim yollarında,
Bestesiz şarkıda ağlayan mısralara yazık.
Söze dökülen yağmur, ağlatır yıllarca.
Sensizlik, hazan rüzgârlarında dövünür.
İçim acır, bir ıslık çalar ki dokunamam,
Dinmeyen, susmayan bir şeyle çürür.
Zamanın ilaç olduğunu söyleyenler,
Feryat figan eder içten içe bir ses.
Kalp kör, kulak sağır dipsiz kuyularda.
Hangi yaraya nefes olmuş ki kesinkes?
Aynı dalın yapraklarıydık, kururken hayallerimiz.
Aklım öldürürken, yürektekini savrulduk ayrı ayrı yerlere.
Amansızca dirilteceğini bile bile,
Yaşayamam deme, yaşarsın hem de göstere göstere.
Halil Kumcu
27 Haziran 2020 / Cumartesi / Ankara