Başıma gelmesinden korktuğum,
Sokak çocuğu talihsizliği içindeyim.
Dudakların arasından çıkan o ağır sözlerin,
Yanağıma çarpan sillenin sahibiyim.
Kulaklarımı yırtan bir sesle yükselen yalnızlık,
Ruhuma sökün eder, defalarca dağlara, taşlara.
Kâh seher vakti avaz avaz,
Kâh gece yarısı bağıra çağıra.
Poyraz tarafından esen bu kötü talih,
Ne olursa olsun, bu beklenmedik şey,
Yetimliğimi, o keşmekeş biçareliğimi,
Delik deşik eden, ölçüp biçen ney.
Gün ağarmaya başlayınca tan yerine,
Geriye doğru savrulan yalnızlığımdır.
Balıkçı köyünde yegâne şeyim,
Nasırlı ellerim aksırıp tıksırır.
Allah rast getirsin feryat figan,
Kendi kendini nasıl da tüketirmiş insan.
Çorbanın dibi tutarmış, el ayak çekilince,
Sesin ter içinde titrermiş, ne yapsan.
Belki birkaç dakika, belki çeyrek saat,
Feleğin çemberinden geçerken katlanır.
Böyle bilesiniz; bu yalnızlık benim,
Kulaklarımı sağır eder, bangır bangır.
Ah, şu çivi gibi batan yalnızlığım,
En olmadık zamanda yine ortaya çıktın.
Tek başıma kurduğum cumhuriyette,
İşlemeyen dualarımla dilsiz ve kör bıraktın.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Sevgili okur, bu şiiri okurken belki sen de birden bire kendini boş bir odada, kendi yalnızlığınla baş başa buldun. İşte çivi gibi batan yalnızlık tam da budur; farkında olmadan ruhuna saplanır ve çıkmaz. Ben bunu yazarken, aslında seninle konuşuyormuş gibi hissettim: çünkü yalnızlık, paylaştıkça hafifler, sessizce hissettiğinde büyür. Bu dizelerde anlatılan, sadece bir kayıp ya da hüzün değil; insanın kendi iç dünyasında açtığı yaraların, kendi fırtınasının ve çaresizliğinin izleridir. Balıkçı köyünde, nasırlı ellerinle çektiğin o yalnızlık, yalnızca fiziksel değil, ruhsal bir sürgündür. Ve bazen fark edersin ki insan kendi kendine düşman da olabiliyor; tüketiyor, yoruyor ve susturuyor. Ama sevgili okur, tüm bu çiviler, tüm bu fırtınalar bir gün anlam kazanır. Yalnızlık, kulakları sağır eder, kalbi çürütür gibi görünse de aslında sana kendini hatırlatır: “Hâlâ buradasın, hâlâ hissediyorsun, hâlâ sevebilirsin.” İşte şiir, insanı yeniden ayağa kaldıran sessiz bir yolculuktur. Unutma: çivi gibi batan yalnızlık seni yıkmaz, yalnızca kendini tanımanı sağlar. Ve her bangır bangır çığlıkta, bir gün sessizliğin içinde umut da duyulacaktır.
17 Kasım 2023 / Cuma / Ankara