İnsanlar, ah şu insanlar...
Erken geldiğinden dem vuruyor dünyaya.
Oysa senaryosu çoktan yazılmış;
Bir filmin içindeyiz, hepsi bir rüya.
Senarist yazmış rolümüzü bir bir,
Çekeriz… Adına kader demişler.
Doğduğun gibi öleceksin bir gün;
Bin sene yaşasan da, yol biter.
Mehmet gelseydi birkaç asır geç,
Sanma ki beklerdi onu İstanbul...
Kim geçirecekti o vakit gemileri?
Karadan yürütecek hangi meçhul kul?
Ya Gazi’ye, ya o büyük güne ne demeli?
Kefensizler yan yana oldu şehit.
Takılınca esaret halkası boynuna,
Hürriyetine vurulurdu ebedi kilit.
Ne erken gelmişiz, ne de geç;
Bu filmin süresi, sonu belli...
Sular seller gibi geçiyor ömür;
Mabedim artık o soğuk, çift direkli.
Herkes kendi karanlığına çekilir,
Işıklar söner, perde iner sessizce.
Bu filmden geriye mezar taşında,
Bir isim kalır, bir de garip bir hece.
Halil Kumcu
3 Eylül 2018 / Pazartesi / Ankara