Son yapraklar uçuşuyor boşlukta,
Sonbaharın o en kederli, son ayında...
Biliyorum, her biri son kez düşecek;
Toprak olacak eninde, sonunda.
Dün umudun en canlı rengiydi,
O yemyeşil, o mağrur yapraklar...
Sanki dev bir tuvalin içinde;
Geçtim akşamdan sabaha kadar.
Ne hacettir ki zaman insafsız;
Her şey sararıp soldu birer birer...
Kelebek kadar kısa olan şu ömrümde;
Yine yalnızım, yine öksüz bu geceler.
Hayatımdaki bütün "son"lar,
Uçup gidiyor ellerimden tek tek...
Hangi sonbahar, hangi akşam bilmiyorum;
Yerimde o soğuk yeller esecek.
Basıp geçtiğim bu kara toprak,
Fütursuzca örtecek üstümü bir gün…
Kim bilir, kaç yorgun yaprak;
Bir ölünün üzerinde ölecek o gün.
Artık ne bir ses var, ne de bir nefes;
Söndü bu hayatın o parıltılı ışığı.
Gidiyorum, ardımda kalsın bu kafes;
Ben artık bu toprağın en sadık aşığı.
Halil Kumcu
5 Kasım 2018 / Pazartesi / Ankara