Geceye ay düştü, sonra gözlerin…
Kuyunun dibinde taş gibi kesildim.
Alışamadım bir türlü yokluğuna;
Gölgemden vazgeçtim, bir senden geçemedim.
Kuru otlara dönüştüm,
İçimden o kadar çok giden var ki sahi.
Herkesin dilinde o bilindik söz:
“Hayat yalan, vallahi billahi.”
Çabuk alışırım sanmıştım,
Nasıl da yanar şuram yokluğuna.
Bir uğultu gibi kapladın her yerimi,
Ateşin düşer içimin tam da ortasına.
Bir türlü alışamadım işte sensizliğe,
Ben de çaresizce kalbine sığındım.
Bağışlar mısın beni ey sevgili?
Bir nefeslik sigara gibi dudaklarındayım.
Yoruldum ölümü beklemekten kirpiğinde,
Başım gövdeme ağır geliyor.
Anı oldu şimdi diğer yanım,
Yaşanmış günler gelip soluma vuruyor.
Sahi, sevgi neydi? Emek mi sevgili?
Bir kadınla kurduğun hayaller toplanır.
Ölümsüzlük iksirini içmek gibi bir şey…
Etten ete geçip nasıl bu kadar acıtır?
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Biliyor musun? Sevgi sadece hissetmekle bitmiyor; bazen yanında olsan da uzaklaşmak zorunda kalıyorsun. Her acı, her yorgunluk ve her sızı, yüreğinde bir iz bırakıyor. Ama işte o izler, seni sen yapan şeyler… Belki ben de seninle kendi hikâyemde buluştum; sen de kendi iç yolculuğunda bir yerini keşfedeceksin. Unutma, sevmek kadar susmak da değerli, beklemek kadar vazgeçmek de… Ve bazen bir nefes, bir bakış veya bir fotoğraf, kelimelerin anlatamadığını fısıldar.
19 Eylül 2023 / Pazartesi / Ankara