Hikâyende bir kere yaralanmaya gör, Müjgân;
Kendi kendine seslenir, kabuk bağlarmış yaralar.
Elini her göğsüne götürdüğünde,
En olmadık zamanlarda tutar, kanar.
Kabuk bağlamaz bir daha hiçbir zaman,
Çipil kara gözlerinden akan yaşla inenler.
“Offf… yeter artık!” dediğini duyan olmaz;
Sözün geçmez, hele o izbe yerdeysen eğer.
Sürüm sürüm süründürür taşıdığın onca günah,
Göğsünü kabartan, yedi kat gökten böğrüne siner.
Vah ki ne vah… Unutmak için içer bu sefer,
Hazreti İbrahim’in ateşinin yaktığını bilmeyenler.
Hikâyeye tekrar geri dönersek, Müjgân;
Gözünün elifinde yaralanmak aşktan.
Bir balıkçı köyünde yara olmazsa aşk olmaz ki,
Aşk yaşanmaz ki yârinden yara almadan.
Şakağıma dayadığın aşk yanığında,
Bir ağrıyla yaşamak inan, her şeye değer.
Kabuk bağlamış canhıraş feryatlar,
Aşk idrakinle yeniden yaralanmak ister.
Sen en iyisi aşktan haber ver, Müjgân;
Oranda nöbet tutan anılar çağırır beni bu suçtan.
Aşksızlık ölmekten betermiş, be Müjgân;
Zaten yaşamak, yaralanmak değil mi ki ta şurandan?
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Biliyorum… sen de bazen kalbinde bir yara taşımışsındır, bazen o yara kabuk bağlamamış, kanamaya devam etmiştir. Müjgân bir isim değil; bir bakış, bir anı, bir his… Herkesin içinde bir Müjgân vardır. Bu şiir, aşkın acısını öven ya da kahramanlaştıran bir şiir değil. O sadece söylüyor ki: yaralanmak da yaşamaktır. Belki sen de hâlâ o yarayı hissettiğin anları hatırlıyorsundur. Belki de kabuk bağlamış, ama hatırladığında yine acıyan bir iz gibi. İşte o yüzden okursan, fark et: Sevmek, acıyı hissetmek ve yine de devam etmektir. Ve buna değer… her zaman değer.
29 Kasım 2023 / Çarşamba / Ankara