Sonunda başardın, kutlarım seni...
Sol yanımı tam kırk sekiz parçaya böldün.
Kırk sekizinci güzümde, bu yorgun yaşımda;
Beni tam kırk sekiz kez, sessizce öldürdün.
Artık gelme, istemem o yalancı gölgeni;
Ne gözlerim görsün bir daha o hayaleti...
Ne de son nefesimde, o kaçınılmaz anda;
Tutmak isterim o kırılası, o zalim ellerini.
Dokunabilir mi kirli ellerin şimdi kalbime?
Tutabilir misin sicim gibi akan bu yaşları?
Durdurabilir misin söyle, gücün yeter mi?
Zehretmeyi başardığın, avuçlarımdan;
Kayıp giden o en güzel, o masum yılları...
Hayatım, bir kurşun kalemle yazılsaydı keşke;
Silerdim hiç acımadan senli olan her anımı.
Silerdim o karanlık izleri birer birer;
Gözyaşlarımı döke döke, yakarak canımı…
.
Şimdi bu dilsiz kâğıt, bu kırık kalem şahidim olsun;
Ben seni yokluğunda, varlığından daha çok sevdim.
Giderken arkanda sadece koca bir "hiç" kalsın;
Sen zaten hiç yoktun, ben seni bir yalan bildim.
Silindi adın kalbimden, bitti bu kanlı rüya;
Artık dünya senindir... Yalnızlık ise benim!
Gömüldüm o en beyaz, o en sonsuz boşluğa;
Senden kalan ne varsa, şimdi hepsi yerin dibinde...
Benim için bir "hiç"tin, artık o "hiç" bile değilsin;
Adın bir fısıltı kaldı, bu kırık kurşun kalemde.
Halil Kumcu
20 Temmuz 2018 / Cuma / Ankara