Bu zalim şehirde,
Islak gözlerimde saklı hatıralar,
Değişmeyen bir yalnızlık gibi,
Yarım kalan bir şarkı gibi,
Bir kırılmanın eşiğinde sarıldılar.
Ölü bir mahzen içimde,
Islak kitap cümleleriyle dolu…
Bu yol alış,
Düpedüz bir aldanış;
Damaklarımda ağustos yoksunu.
Bir yanda yaşanmamış günler,
Bir yanda boşa geçen yılların acısı.
Gidip dönen bir takvimde,
Bir yaprak daha düştü;
Bu yitip giden hayatın son provası.
Geceye düşmüş yalnızlık sarar,
Her köşede bir sessizlik barınır.
İçimde bir fırtına kıyısında,
Sessiz çığlıklar havada savrulur;
Her hece sağır, her nefes ağırdır.
Zaman geçer, ardında yalnızlık kalır.
Bir gün gelir, her yara kabuk bağlar.
Ama bu şehir, bu çılgın hayat,
Unutur insanı, koyar köşesine;
Yalnızlığımla baş başa bırakır bu diyar.
Sonunda kalır elimde kalan:
Sönmüş hayaller, kırık düşler.
Yalnızlık öyle ağır bir yük ki…
Gönlümde bir iz, ruhumda fırtına,
Sessiz bir veda, derin bir sızıyla düşer.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bazen hayatın kendisi bir "son prova"ya dönüşür, sevgili okur. Sahnede değil, kalbin en kuytu yerinde yapılır bu prova. Şehir seni unutmuştur, dostlar eksilmiştir, kalabalıkların içinde bile bir yalnızlığa düşmüşsündür. İşte o an, insan anlar ki bütün hesaplaşmalar kendi içinde yapılır; bütün vedalar aslında kendi yüreğinde yaşanır. Belki sen de bir gece, gözlerini tavana dikip “nerede kaybettim kendimi?” diye sordun. Belki bir ağustos akşamında, ansızın yitip giden bir sevdaya ellerin boş kalakaldı. Biliyorum, çünkü aynı yangını ben de yaşadım. Ve işte bu dizeler, sana dokunuyorsa, bil ki yalnız değilsin. Senin yaşadığın her sızı, bir başkasının kalbinde de yankılanıyor. Şiir dediğin, aslında iki yaralı kalbin birbirine dokunma biçimidir. Ben yazdım, sen okudun… Belki de şimdi aynı sessizliğin içinde, aynı ağır nefesleri paylaşıyoruz. Ve işte bu, yalnızlığın en büyük tesellisi...
7 Ağustos 2022 / Bartın