Bu ne hınç, nasıl bir nefret ki böyle ortalık;
Her yer yanmış, çocuk eti kokuyor insanlık.
Başta Mezopotamya, paramparça adeta;
Darmadağın, kan gölü, Ortadoğu berzahta.
Bu döngü nasıl bir vahşet, lanet, lanet olsun;
“Vadedilmiş topraklar” yalanına tutunun…
Batı, batı dedikleri, kana susamışlar;
Katliam hangi hukuk, hangi ahlaka sığar?
Alçakça, zalimce, kahpece, sinsice vurun;
Zulmün nesiller boyu bitmeyen sahte kurgun.
Ölüm yağdırıyor Kudüs’ün kandillerine;
Taş üstünde taş, baş üstünde baş dercesine.
Anasının yaralı kuzusunu vurmuşlar;
Ta cehennemin ateşinde kan sulayanlar.
Yalan, “Kahrolsun İsrail!” diye örtülmüyor;
Taşlı, sapanlı destan, şehit kanı kokuyor.
Sokaklarda bir bir patlayan bombalar tanık;
Soykırımın rengi, kan kırmızılı hıçkırık.
Kudüs, Siyonizm’in ayakları altında, vah!
Hâlâ ebabil bekleyen Müslümana: eyvah!
Filistin haykırır göklere: adalet yakındır elbet;
Ebabil kanat çırpar sabırla, yiter kara zillet.
Halilî söyler: “Her zulmün sonunda doğar nur,
Mazlumun duasıyla yıkılır son sahte sur.”
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Ey okur, bil ki bu dünya, ne yazık ki hep aynı çarkın içinde dönüyor: Zalimler yükseliyor, mazlumlar eziliyor. Ben bu şiiri yazarken sadece Mezopotamya’yı, Kudüs’ü ya da Filistin’i düşünmedim; senin ve benim içimizdeki adaletsizliği de düşündüm. Bak, bazen gözlerimizin önünde çocuklar, kadınlar ve masumlar acı çeker. Sesler yükselir ama çoğu zaman duyulmaz. İşte bu yüzden diyorum ki: Her zulmün sonunda, mazlumun duasıyla doğar nur. Ey dost, şunu unutma: Sabır, sadece beklemek değildir; sabır, kötülüğe karşı direnmek, mazlumun sesi olmaktır. Belki sen bu şiiri okurken kendini çaresiz hissedeceksin. Ama bil ki bir gün, ebabil gibi, adalet kanat çırpar; kara zillet, mazlumun duasıyla yıkılır. Bu şiir, sadece bir ağıt değil; aynı zamanda bir hatırlatma, bir uyarı ve bir umut. Ey okur, sakın susma, sakın umutsuz olma.
24 Ekim 2023 / Salı / Ankara