Kulakların çınlar mı hiç, ben içinden geçerken?
Resmin iner bir damla yaşa, ulu orta, sessizce...
Kaç parçaya bölünebilir ki bir insan ölmeden?
Kaç kez nefessiz kalır, o son bakışta her gece?
Bir bir eksilir ömürden o yorgun takvim yaprakları,
Özlem fışkırır her zerremden, üstüme sensizlik siner.
Kelimeler sırılsıklam düşerken yorgun bir şiirden;
Dilim lal olur ansızın, boğazımda bir lokma titrer.
Dört mevsim zirvelerde erimeyen o kar gibi,
Akşam kızıllığında, apansız ve zamansız gelirsin.
Üşür ruhum o an, gözlerim bir mermer gibi taş kesilir;
Ben bütün yağmurlara ismini yazarım, sen bilmezsin.
Bu şehir yine soldu, yine sarardı benim yüreğimde,
İçimde biri var; haykırıyor seni, durmadan, sensiz...
Ben şimdi o dilsiz balıkların aşkını yaşıyorum;
Dokunmadan, uzaktan seviyorum seni, öyle çaresiz.
Artık ne bu yollar biter, ne bu bitmek bilmez keder,
Anladım ki dünya, seni benden her gün biraz daha eder.
Kapansın perdeler, sönsün ışık; bir ömür böyle geçti;
Ben seni imkânsız olduğun o limanda sevmişim meğer.
17 Eylül 2020 / Perşembe / Ankara