Bir gün sabah gelir mi, bilmem...
İnanmıyor artık bu yorgun sol yanım.
Hüsran denen o kör illete kapıldım;
Çoktan başladı kalbimde geri sayım.
Yüreğimin kapılarını kapattım bir bir,
Tekrar başlamaya ne mecalim var, ne gücüm.
Bütün hayallerimi çaldılar elimden;
Umuda dair kalmadı artık tek bir sözüm.
Ölen bir kalp yeniden dirilir mi hiç?
Dünyaya bakmıyor artık bu kör gözlerim.
Kendi hikâyemin o karanlık sonunu;
Ben böyle, yapayalnız da beklerim.
Kimseyle paylaşmam, paylaşamam artık;
İçimdeki bu dayanılmaz, bu ağır yükü.
En kuytu yerime gömdüm sırlarımı;
Benimle mezara gidecek bu sessiz öykü.
İki kişilik tabut yok bu dünyada,
Tıpkı iki kişilik mezar olmadığı gibi...
Yalnız doğdum, yapayalnız yaşadım;
Ölmek de sonunda öyle olacak gibi.
Gününü dolduruyorum şimdi çaresizce,
Ömür denen o bitmek bilmeyen sürenin.
Biteceği günü, o son saati bekliyorum;
Hayat denen bu yarım kalmış hikâyenin.
Şimdi bütün mumları söndürün, karanlık kalsın;
Bir ben, bir de bitip tükenen gölgem...
Gidiyorum, ardımdan kimse ağlamasın;
İşte böyle bitti, bu benim hikâyem.
Halil Kumcu
17 Eylül 2018 / Pazartesi / Ankara