Güneşim seninle battı bir kere,
Gözlerinden taş olup aktı hikâyem.
Bir bakışın paramparça etti,
Boğazım düğüm düğüm elem.
Gitme, dur diyemedim ardından,
Bir yola bakarak eridim için için.
Derin derin kanadı gözyaşlarım,
Takıldı yüreğimde, lal oldu dilin.
Istırap verdi düşünceler kalpten kalbe,
Akıp da gitti zamanla bir şeyleri gizleyerek.
Karanlık düşler, soğuk gecenin ikliminde,
Ne kadar inkâr etsem de izi silinmeyecek.
Ne sen Züleyha olabildin, ne de ben Yusuf,
Kör kuyudan gelen bir sesi duymadın.
Ey bir avuç toprak, senden başka evim yok,
Ey sol yanım, bir bozuk saatte takılı kaldın.
Mısra mısra şiirlerim döküldü papatyalara,
Olamadım bir fikrin ince gülü.
Dışarıda yağmur, içeride hasret buram buram,
Ömre ölüm düştü, hem de altlı üstlü.
Şimdi geceler uzun, aynalar sessiz ve kırgın,
Adını ansam içimde eski bir sızı büyüyor.
Bir yanım hâlâ seni bekliyor pencere diplerinde,
Bir yanım yavaş yavaş bu dünyadan soğuyor.
Bir gün yağmur diner, acılar diner diye sustum,
Ama hiçbir mevsim senin yokluğunu eksiltmedi.
Anladım ki bazı aşklar mezar taşı gibidir;
Altında ne sırlar, ne fırtınalar gizlendi.
Halil Kumcu
11 Nisan 2021 / Pazar / Ankara