Her şeyi kafama takar oldum;
O dört yılda bir gelen eksik ay gibi.
Dudağımdaki gam,
Gözlerimdeki hüzün sebebi.
Ölüme adanmış bedenim,
Kendi içine çekilir.
Vazoda çürüyen papatya gibi nefesin,
Yar ağacına asılır, boğazıma dizilir.
Gamzedeyim gönül;
Geride bıraktığın enkazdan habersizsin.
Gitmek mi zor, kalmak mı?
Ne sevdiğin belli, ne sevmediğin.
Şimdi buraya aşk yazsam,
Zemherinin ayazında,
Ciğerlerim sökülür.
Bilirsin, herkes yalnız ölür bu meyanda.
Kışında üşüyorum,
Aynada gördüğüm yüzüm yaşla dolar.
Yoksunluk yaşayan kirpiklerine,
Kalbin kadar ellerine de ihtiyacım var.
Dudaklarından dökülen birkaç hece,
Küllenmeye yüz tutmuş.
Gecenin bir yerinde uyanır,
Bir bakış, belki bir unutuş.
Sen kalbimdeki boşluk,
Üstesinden gelinmesi zor.
Yankısı duyulur sesinin;
O soğuk sokakta ellerim mosmor.
Güvendiğim dağlara kar yağdı;
Hangi dildeki ağıtı bilirsin?
O laf anlamaz gamzede gönül,
Kör, sağır, dilsiz ve hissiz bildiğin.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Sevgili okur… Şimdi sana sesleniyorum; belki bir yanınızdaki hüzünle, belki içinizdeki bir boşlukla buluşacak bu dizeler. Gamzede gönül der ki bazen kelimeler yetmez, bazen yalnızlık en büyük sırdaş olur. Okurken dur, nefes al ve hisset… Çünkü bir bakış, bir hece, bir sessizlik, yılların yükünü anlatır. Unutma ki her dert, her hüzün, paylaşıldığında hafifler; yazdıkça yüreğin yükü azalır. Ve evet, herkes yalnız ölür bu meyanda; ama paylaştıkça, şiirle, türküyle, bir nebze de olsa yalnızlık hafifler. O yüzden oku, düşün ve hissederek yaşa… Çünkü gönül yanarken sessiz kalmak, bazen en büyük ihanettir kendine.
8 Şubat 2024 / Çarşamba / Ankara