Bile bile lades dedim,
Yanlışın sonu: yıkıcı bir hüsran.
Bu hayatın bariz bir kuralı;
Ben cam evimden vuruldum ta baştan.
Ne çare bulunur?
Ne kabul edilebilir bir şey bu?
Seni vazgeçilmez görmüyor artık gönül,
Bu bakışını terk ettim, mektubu.
Karmakarışık hislerim haykırıyor;
Bu vuslat değil, olsa olsa hicran.
Hayatın kaçınılmaz ıstırabı,
Yine sen, yine ağlar gözlerim kan.
Yine hasretim, yine zindan oldu;
Ne acı bir akıbet, niçinli, lakinli…
Tam anlamıyla bir hüsran işte,
Pencereden aşağı atlamak misali.
Şimdi soruyorum sana, ey hayat,
Kim daha suçlu: sen mi, ben mi?
Yüreğimde kırık bir saat gibi,
Her vakit aynı acıyı çalar, dinle gezgini.
Belki de böylesi daha doğrudur,
Kendime söylenir, kendime kızarım.
Ama unutma sevgili, unutma sen de:
Ben seni hep yarım kalmış bir şiirle anarım.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Okur sorar bana: “Bunca hüsranı niye yazdın? Niye kanattın yine eski yarayı?” Ben cevap veririm: “Çünkü hüsran dediğin, insanın en samimi aynasıdır. Her aşk, bir noktada ya kavuşur ya da yıkılır. Benimki yıkıldı… Ve işte bak, bu şiir onun enkazından kalan küldür.” Okur susmaz, yine sorar: “Peki sevgili bilsin mi bütün bunları?” Ben gülümserim acıyla: “Hayır, bilmesine gerek yok. Zaten hüsranın özü de burada gizli: Sevgili bilmez, anlamaz, ama biz yine de onu en güzel mısralarla anarız. Çünkü aşkı yaşayan biziz, acıyı taşıyan yine biz…” Ve sonra eklerim: “Unutma sevgili okur, her kalpte yarım kalmış bir şiir vardır. Benimki sadece yüksek sesle söylenmiş hâli.”
28 Ağustos 2023 / Pazartesi / Ankara