Keşke hayatım bir yapboz olsaydı,
Ya da geçmişim kurşun kalemle yazılsaydı;
Silebilseydim bütün o kahreden keşkelerimi,
Atabilseydim ömrümden o ceylan gözlerini.
Neden ben, niçin ben Allah’ım?
Bu bir isyansa eğer, affet beni;
Birisi sildi yirmi dört koca yılı,
Yirmi dört dakika bile düşünmeden...
Bölündü, parçalandı o güzelim mevsimler;
Yirmi dört yerinden kanadı kalbim.
Şimdi elini, ya kırılasıca bir el tutarsa?
Ya o kör olasıca kem gözlerim görürse?
Bir elma gibi düşerim toprağa, çürürüm sensiz;
Ben cehennemi daha ölmeden, bu dünyada yaşarım çaresiz.
Ve bir gün, adımı unutursan bir kuytu köşede,
Bil ki o gün ben yirmi dört yerden vurulmuşumdur.
Üstüme çekilince o soğuk, o dilsiz perde,
Sana en büyük bedduam; unutulmuşluğumdur.
Artık ne bir ses kalır benden, ne de bir iz;
Ölüm dediğin nedir ki? Biz zaten birbirimizden habersiziz.
Halil Kumcu
7 Mart 2017 / Saat: 15:30 / Salı / Bartın