YALAN DÜNYA
Sana konan bir gün elbet,
Yalnız göçer, yalan dünya.
Ektiğini ekin farz et,
Biçer döner, yalan dünya.
Bir avuç toprağa kandım,
Bir kuyuya düştüm, yandım.
Gönül, nasıl da aldandım?
Beşer şaşar, yalan dünya.
Ne gelen gülmüş, ne giden,
Kime yazıldım ezelden?
Mum gibi söndüm bu yüzden,
Azar azar, yalan dünya.
Gece ağır, gündüz sağır,
Hasret, ölümü çağırır.
Gelip de kalan var mıdır?
Haşır neşir, yalan dünya.
Vuslat bekleme odası,
İçte kopar fırtınası.
Akşamla sabah arası,
Arz odası, yalan dünya.
Nefsimin sonu hiç imiş,
Bir nefeste geçer imiş.
Pişmanlık mezara inmiş,
Altı karış, yalan dünya.
Üç günlük dün, bugün, yarın,
Rüyada kalır bir yanın.
Öğütülen ömür çıkın,
Yalın ayak, yalan dünya.
Halilî der, yolum kısa,
Başım duman, gözüm yasta.
Eller düşer karakaşa,
Çürük yaprak, yalan dünya.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Ey okur, bu satırları yazarken içimden bir şeyler koptu… Hani bazen susarsın, ama içinde koca bir ömür konuşur ya... İşte öyle bir sessizliğin tam ortasındaydım. Dünya... Herkesin elinde bir maskeyle dolaştığı o eski pazar yeri. Geldik, görüldük, kandık ve kanattık. Sonra anladım ki her gülüş, bir vedanın provasıymış aslında. “Yalan Dünya” diyorlar, ama bu yalanların içinde en çok da kendimize söylediğimiz yalanlar can yakıyor. İnsan bazen kendi kalbine bile yalan söyler mi? Söyler... Ben söyledim. Bu şiir, bir sitem değil sadece. Bir tür helalleşme belki… Gidenle, kalanla, küsenle, susanla… Ama en çok da kendi içimdeki o yaralı çocukla. Eğer bu dizelerde kendi acını bulduysan, bil ki yalnız değilsin. Ben de oradaydım. Aynı yangının kenarında, aynı yıldızsız gökyüzüne bakarken… Ve şunu unutma dostum: Herkesin bir “yalan dünya”sı vardır. Ama bazıları o dünyadan şiirle geçer…
1 Ocak 2021 / Cuma / Ankara