Yemin üzerine yemin olsun ki,
Vicdanımın bu sesi sağır edecek seni.
Cellat kılıncım gibi tepende sallanır artık,
Katıla katıla ağlatacak kalan son resmini.
Yüzünden okunuyor her şey,
Solmuş gül gibi betin benzin atmış.
Unutmak için içme boşuna,
Bu keder çoktan saçın sakalını ağartmış.
Ellerini dizine koyup,
Öyle sayıklar gibi durma.
Bir besmele çekip aynadaki aksime bak,
Kirli çamaşırlarını anlatma bana.
Zar yine hep yek geldi bu oyunda,
Giderek büyüyorsun gönlümde.
Volta atmaktan yoruldum artık,
Biri şu yalandan yaşamayı durdursun hücremde.
Ölümü simgeleyen kapkara bulutlar,
Geriye bakıp bakıp seyretmekte.
Çivisi çıkmış dünyada her şeyin,
Ezbere bildiğin yüreğimin kanını dökmekte.
Ben senden koptum bir kere,
Dilim varmıyor yine de söylemeye.
Nefsimden “beraat” kararı çıktı… sen var git,
Git… vicdanının en rahat yastıklarında dinlenmeye.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Biliyor musun dostum, insan bazen kendi vicdanının mahkûmu olur. Ne bir hâkim yargılar seni, ne de bir tanık konuşur. Sadece içinden bir ses gelir — gece yarısı, sessizliğin tam ortasında: “Artık yeter… kendini affet. ”Bu şiiri yazarken işte o sesi duydum. Bir insanı değil, bir geçmişi beraat ettirdim belki de. Çünkü bazen en ağır ceza, karşındakini değil, kendini bağışlayamamaktır. Sen de yaşadın mı hiç? Birini suçlamaktan yorulup, sonra aynada kendine dönüp bakmayı… İşte “Beraat” o bakışın şiiridir. Affetmek kolay değil, biliyorum. Ama bazı davalar kapanmaz; çünkü mahkeme kalpte kurulur, karar defteri gözyaşıyla imzalanır. Şunu unutma dostum: Vicdan huzur bulduğunda beraat başlamaz, aslında o an — ömür boyu süren cezadan kurtulursun.
6 Aralık 2023 / Çarşamba / Ankara