Dünya, üç dört nefes kadar,
Gel gör ki o da hicran.
Saçını başını yoldurur,
Kan ağlatır firakta mizan.
İki gözü iki çeşme,
Hıyanet ciğerlerine kadar yakar.
Oflama ve inleme seslerinle,
Pişmanlığın ayyuka çıkar.
Söz taşıyıp dedikodu etme,
Zindanda ayılıp bayılırken derin yüzülür.
Acıya alışır gibi yapma,
Sonra yüreğin ağzına gelir, üşür.
Sen, ölçüde tartıda hile yapan,
Sürgünü çoktan hak ettin.
Cehennem çubuğunu tüttürürken,
Kapının mandalını kaybettin.
İnim inim inlerken zifiri karanlıkta,
Ne kadar uzağa gidersen git;
Sahil kenarlarına, karlı dağlara,
İhanetin yakanda çarpışan iki çöp kibrit.
İçindeki o yabancı, o “ben”,
Şimdi bir kulübede veya bir bankta;
Kim bilir belki de bu şeyde,
Hızlıca akıp giden bizdik o toprakta.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Sevgili okur, bu şiiri okurken belki içinde bir sızı hissettin. Çünkü sürgün dediğimiz şey yalnızca bir yerden uzaklaştırılmak değildir. Asıl sürgün, insanın kendi kalbinden düşmesidir. İnsan bazen bir hatasıyla, bazen bir sözüyle, bazen de sustuğu bir anda kendi vicdanına yabancı olur. Ben bu dizelerde sana bir hüküm vermek için konuşmadım. Sadece şunu söylemek istedim: İnsan, nereye giderse gitsin kendini de yanında götürür. Sahil kenarına da kaçsa, karlı dağlara da çıksa, kalbin içindeki ses peşini bırakmaz. Çünkü insanın en büyük mahkemesi kendi vicdanıdır. Ama sevgili okur, her sürgünün bir dönüş yolu da vardır. Bazen bir pişmanlık, bazen bir gözyaşı, bazen de içten söylenmiş tek bir söz… insanı yeniden kendine yaklaştırabilir. Kalp kırılır, hata yapılır, yollar şaşar; fakat insan yeniden doğrulmayı da öğrenebilir. Unutma: Dünya gerçekten birkaç nefesliktir. Bu kısa yolculukta insanın en büyük kazancı, kalbini kaybetmemesidir. Eğer bir gün kendini uzaklarda, yalnız bir bankta ya da karanlık bir düşün içinde bulursan, bil ki dönüş kapısı hâlâ açıktır. Çünkü sürgün dediğimiz şey bazen bir son değil, insanın kendini yeniden bulmaya başladığı yerdir.
15 Ekim 2023 / Çarşamba / Ankara