Bu benim son kavgam değil kendimle,
Senin de son batışın değil kıymık gibi yüreğime.
Uzayıp gidiyor mısralar dilinden,
Acı sonla biten roman gibi dünüme.
Sessiz bir çığlık kalpten kalbe,
Uçurumun kenarına sürükler.
Hayat dedikleri bu uzun yolda,
Hiç bu kadar acıtmamıştı kelimeler.
Gayrı iflah olmam ben,
Bir daha çiçek açmaz gülüşlerim.
Başıma karlar yağdı,
Kırk yerden kırıldı düşlerim.
İzin kaldı aynamda şuran gibi,
Ölüler konuşamaz, bilirsin.
Neden her Allah’ın günü seni hatırlatır,
Camdan yansıyan sesin?
Elimi ayağımı kuruttun,
Böyle bir sevmek olmaz olsun.
Döküldü bedenim, sızladı ruhum,
Şu gök kubbeye yeminler olsun.
Bu gecenin sabahı olur mu bilmem,
Vurgun yiyen kollarım ağrıyor.
Bilmezsin sen beklemenin manasını,
Gövdemin solu gün gün çürüyor.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Biliyor musun sevgili okur, beklemek bazen sevmekten daha ağırdır. Çünkü sevmek umutla başlar, ama beklemek… sessizlikle biter. İnsan birini beklerken kendini de tüketir aslında. Dakikalar geçmez, geceler uzar ve her sabah, “belki gelir” diye uyanırsın. Gelmez. Ama sen yine beklersin. Kimi zaman bir ses, kimi zaman bir gölge yeter olur hatırlamaya. Bir ses yankılanır camdan — oysa rüzgârın sesidir sadece. Yine de inanırsın, çünkü kalp yalanı bile özler bazen. Ben bu şiiri yazarken, bir bekleyişin değil, bir tükenişin hikâyesini anlattım. Ve bil ki sevgili okur, beklemek insanın en uzun cezasıdır.
26 Eylül 2023 / Salı / Ankara