Donmuş fotoğraflarda gibiyim,
Vicdan çukuru yolcusu her biri.
Kavuşmanın olmadığı o yerde,
Susmuş dilimin bütün beyhudeleri.
Büyük bir derdin altında ezilmiş,
Düş bile kuramaz hayallerim.
Sessizce göçüp gitmek,
Her şeyi bırakmak istiyor dizlerim.
Beni bu garip hâle koyan,
Acısını çektiğim şey;
Göğsümü dolduran bir his,
Öyle ağır ki… taşımak güç, ey aşk, ey!
Geç kalmışlığın ilacı var mı tabip?
Yavaş yavaş kaybediyorum,
Hasat zamanı, hesap zamanı;
Bekledikçe de kabulleniyorum.
Garip gönlüm kırılmış,
Yaran ağlar başucumda.
Dumanın kokuyor, kül grisi buralarda;
Canımı yakıyor biraz da.
Ayaklarımın altında toprak soğur,
Yüreğinin kapısı sürgülü, dokunamıyorum.
Orası benim vatanım, yurdum;
Ne yapsam sensiz yapamıyorum.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bazı ayrılıklar, bir kapının kapanması değildir; bir ömrün sessizce eksilmesidir. İnsan bazen “unuturum” der, ama unuttuğu sadece zamanı olur, duyguyu değil. Zaman, sanki küllerin altına gömülen bir kor gibi sen dokunmasan bile, içten içe yanmaya devam eder. Bu şiir, işte o küllerin içinden yazıldı. Bir fotoğrafın soğuk yüzünden, bir hatıranın içten içe kanayan sesinden… Ne hayata küsebiliyorum, ne de sevdiğimi aklımdan silebiliyorum. Sensizlik, bir yara gibi değil artık; bir alışkanlık gibi, bir nefes gibi… Her gün biraz daha az yanıyor, ama hiçbir zaman sönmüyor. Ben bu şiiri, sevdiği hâlde elinden bir şey gelmeyenler için yazdım. Bir bakıma kendim için de... Çünkü insan bazen sadece bir gerçeği kabulleniyor: Ne kadar denese de — sensiz yapamıyor.
25 Ekim 2023 / Çarşamba / Ankara