Bağışlanmaz günahlar içindeyim;
Hem itiyor, hem çekiyorsun.
Bir zülüf yapışmış şakaklarına,
İnsanı mest ediyorsun.
Her an veda edecek gibisin;
Bilirsin, korkutur beni yalnızlık.
Kılıçlar çekildi mi bir bir,
Neden her yer karanlık?
Kendimle konuşur oldum yine;
Kirpiğimde yaşlar sıralı sanki.
Düşmemek için yaslandığım duvar,
Yanardağa dönüştü arkamdaki.
Alevden gözlerinde kalan izler,
Öyle bir korla tutuşmuş ki;
İki yarım bir bütün etmedi, yazık;
Acılarına vasiyet etmişsin meğerki.
Dil susar…
Yürek yanmaya başlayınca;
Ses verir gül yaprağı dudağın,
Sesim sesine çarpınca.
Yokluğunda, halka halka sarı saç örgülerini,
Her gün ellerimle tararım.
Geçen günlerimize yas tutup,
Gözler ruhun aynasıdır, şarkıyla kanarım.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Biliyor musun dostum, bazı aşkların cezası bitmez... Birini seversin — öyle derin, öyle içten — sonra bir bakarsın, sevgin günaha dönüşmüş. Ama bu öyle sıradan bir günah değildir; ne tövbesi tutar, ne de unutması. Affedilmek istersin, ama kime yalvaracağını bilemezsin: Allah’a mı, kalbine mi, yoksa ona mı? İnsan bazen, kendisini en çok sevenin kalbinde yanar. Ben de öyle yandım belki. Bir bakışla yıkıldım, bir sessizlikte kaldım. Şimdi her şeyin yerinde bir eksik var; adı konmamış, dokunulmamış, ama hep orada duran o eksik… Sen de yaşadın mı hiç, bağışlanmaz bir sevgiyi? Hani sevdikçe günaha girdiğini bile bile sevdiğin… İşte ben o sevdayım. Yanıyorum hâlâ, üstelik isteyerek.
11 Ocak 2024 / Perşembe / Ankara Gazi Hastanesi