Gitmesini bilmeli insan;
Son sözlerini söyleyerek.
Keşke iki kere iki dört etseydi,
Kalbimi boğazıma düğümlediğin net ve gerçek.
Hayatın önüne kattığı zavallı kalbim,
Noksanlığımla son otobüsü de kaçırdı.
Evsiz, barksız kaldım başkentin sokaklarında;
Ölümün toprakla bir bütün olduğu zamanlardı.
Yarını beklemeye bile takatim yok;
Doğarken ölüm bu olsa gerek.
Paranın hüküm sürdüğü günlerdeyiz;
Cama yazılmış kelimeler hiç gerçekleşmeyecek.
Dileğim odur ki kendine iyi davran;
Bu dünyadan ayrılışıma üzülmem.
Her seferinde yanlış hisseder mi insan?
Eğri bir virgül kadar bile minnet etmem.
Gözlerimle taşladığım kör kuyuya,
İçimden bir avuç ağıt döküldü.
E, bebeğim eeee, bebeğim eee…
Neye bulaştım ben böyle, bu nasıl döngü?
Besmele çek insanın hamuru bu;
Söyle, nasıl bilirdin beni?
Namazım kılınır bir gün,
Yine içimde isyan görünür aleni.
Kalk gidelim, dönelim artık;
Kahvede oturup çay içeriz belki.
Üstümde kurşun gibi ağır bir sensizlik…
Nasılım diye de hiç sorma, zoraki.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bak dostum, bilirsin ya… İnsanın içi bazen öylesine daralır ki kelimeler bile yetmez. Bu şiiri, öyle bir boşluğun, öyle bir sensizliğin kayıt defteri gibi düşün. Okurken gülümseyebilirsin, belki de kendi yalnızlığını bulacaksın satırlarda. Biliyorum, bazen “Neden böyle?” diye sorarsın. Cevabı yoktur; çünkü hayat ve aşk çoğu zaman bir araya gelmez. Ama işte, o bulamayışta bile bir güzellik vardır. Çünkü her acı, biraz şiir, biraz kahır bırakır geriye… Ve biz, okur ve yazar, birlikte bu ağırlığı taşırız.
24 Temmuz 2023 / Pazartesi / Ankara