Yollar uzun, derman yoktur,
Elif diye, Elif diye;
Vuslat yarın, ferman yoktur,
Elif diye, Elif diye.
Ağlar bülbül güle karşı,
Serilir dert güne karşı;
Adım yanar aşka karşı,
Elif diye, Elif diye.
Gönül yolda kalmaz dedim,
Yârsızlığa ermez dedim;
Kara bahtı silmez dedim,
Elif diye, Elif diye.
Ay doğarken hasret çöker,
Kokun sarar, şafak söker;
Gel, sevdamı kader çeker,
Elif diye, Elif diye.
Sürmeli göz hayal olur,
Başım tüter, duman olur;
Dört yanımda figan olur,
Elif diye, Elif diye.
Derya olup taştı yaşım,
İçten içe yandı bağrım;
Bitmeyecek bu savaşım,
Elif diye, Elif diye.
Gözlerimden yaşlar akar,
Dudağımda feryat kopar;
Gecem gündüzüme yazar,
Elif diye, Elif diye.
Turna geçer, gökler beyaz;
Dilim tutuk, gözüm ayaz;
Çare elbet Hakk’a niyaz,
Elif diye, Elif diye.
Körpe yaşım sele düştü,
Seven kalbim esir düştü
Şair yine dara düştü,
Elif diye, Elif diye.
Bıçak keser yürek teli,
Dağıt beni seher yeli;
Son sözünü der Halilî,
Elif diye, Elif diye.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Okur dostum, bu dizeleri yazarken bir ismin ağırlığı çöktü omuzlarıma: Elif. Belki senin de vardır kalbinde bir isim… Söylerken sızlatan, susarken içe oturan. Benim için o, hem bir harf kadar sade hem de bir ömür kadar derindi. Bazen insan, yürüdüğü yolların neden bu kadar uzun olduğunu sorar kendine. Cevabı yoktur; ama yine de bir isim tutar dudağının ucundan: Elif diye… Belki sen de böyle zamanlarda bir sese, bir nefese, bir ışığa tutunmuşsundur. Hani ne vuslatın vakti vardır, ne fermanın… Ama yine de beklersin. İşte bu şiir, o bekleyişin yangınıdır. Bilirsin, aşk bazen bülbülü güle götürmez; bazen gülü bülbülsüz bırakır. Herkes kendi dert güneşinin altında yanar. Benimki de öyleydi. Sen okurken belki kendi yangınını görürsün satır aralarında. Çünkü her gönül, biraz da kendi Elif’inin yolcusudur. Bana sorarsan, insanın en büyük cesareti yara aldığını inkâr etmeden yürüyebilmesidir. Bu şiirdeki her “Elif diye” aslında pes etmeyen bir kalbin tekrar tekrar ayağa kalkma sesidir. Ben sana sadece bir hikâye anlatmadım, bir ağıtın içinden geçen bir umudu bıraktım. Belki okurken bir yerde nefesin titrer, çünkü bazı acılar hepimizin ortak paydasıdır. Eğer bu şiirde kendini bulduysan, bil ki yalnız değilsin. Her harfin ardında senin için de yanan küçük bir kandil var. Aşk dediğin şey, bazen bir şiirin içinde saklı kalır, bazen bir adın arkasında büyür. Ve işte ben, son sözümü yine sana ve o isme bıraktım: Kapanan her defter, ardında okunmamış bir dua bırakır. Zaman, insanın yüzüne değil, kalbine yazılanı hatırlatır. Gözyaşının dili yoktur; yine de en doğruyu o söyler. Dün dediğin geçer, yarın dediğin gelmez; geriye yalnızca bugün kalır.
16 Aralık 20025 / Salı / Bartın