Havada naif bir toprak kokusu,
Yağmur insafsızca dövüyor bedenimi...
Avuçlarımda soğuyan demli bir çay,
Bir hüzün, kor gibi dağlıyor yüreğimi.
Sonbahar, yağmur ve bu bitmek bilmeyen pazar;
Kışın o buz gibi ayak sesleri...
Daldı yine o zavallı, o yorgun yüreğim;
Düşen yapraklar gibi başıboş, serseri.
Üşüyorum bir kahve köşesinde sessizce,
Dalmışım derinlere, öylesine, kimsesiz...
Seyrediyorum akıp giderken geleni gideni;
Gözümden bir damla yaş düştü yine, sebepsiz.
Sen vardın o bir damla yaşın içinde;
Lanet olsun, kendimi tutamadım...
Böyle bir sonbahar günü, bu ıssız köşede;
Son kez senin için, son kez ağladım.
Şimdi artık ne yağmur dindirir bu sancıyı,
Ne de bir kadeh şarap unutturur adını.
Ben bu limanda bıraktım en büyük acıyı;
Seninle bitirdim bu dünya saltanatını.
Halil Kumcu
21 Ekim 2018 / Pazar / Ankara