Bir avuç sevgi, aşk, hüzün ve ayrılık...
Yanık türkülerde tüketilip giden bir ömür.
Kaldırım taşlarında öylece durur ya zaman;
Söyle, bir gönül aynı rüyayı kaç kere görür?
Bekleyerek eskidi ömrüm bu uzun yollarda,
Her gün bir yaprak daha savruldu yüreğimden.
Gün oldu, geçmişin koynuna sakladım düşlerimi;
Gelecek, kara toprağa döküldü meçhul bir elden.
Çürüdü meyve ağacında o sahte kalabalıklar,
İçimi acıttı paslı çiviler fotoğraf karelerinde.
Penceremdeki o kumdan kaleler bir bir yıkıldı;
Akıntıya karşı kürek çektim hep aynı sahnede.
Yaşanmışlıklar, bir kelebeğin ömrü kadar kısa;
Kirli camların ardında, dünle beraber gitti.
Ha o beklenen son tren, ha cigarada son nefes;
Sonsuzluk bu ya; bir ninni, bir ağıtla bitti.
Şimdi ne bir ses beklerim, ne de bir yeşil ışık,
Kendi karanlığımda sessizce yürüyorum.
Dünya denen bu oyun, karmakarışık;
Eğilip toprağın yüzünden, seni öpüyorum.
Halil Kumcu
3 Aralık 2019 / Salı / Ankara