“İnsan bazen yaşadıklarının altında değil, yaşayamadıklarının ağırlığı altında ezilir.
Bu şiir, o ağırlığın, bir ömür boyunca omzundan hiç inmeyişinin hikâyesidir.”
Büyük bir yorgunluk var üzerimde, bir ağırlık;
Uyumakla dinlenmekle geçmeyen.
Bedenimde değil, kafamın içinde;
Bu ömür ağırlığı kadar çekmedim hiç bir şeyden.
Gecenin bin yarısı gelir, vurur;
Çizgi çizgi yüzümde saklar.
Vazgeçtim hayatımdan;
O kadar derinde ki kemiklerim sızlar.
Hayatımdan bir yaz daha geçti,
Akıp giden zamanda canım eskidi.
Bütün günler o son güne gidiyor;
Ne dalım bıraktı, ne yaprak, kırıp geçirdi.
Yine keder, yine acı;
Yine sonbahar rüzgârları…
Ne kadar da eksiğim, ne kadar yarım;
Bu düpedüz düş kırıklığı.
Hiç olamadığım kişiye yanarım,
Üzerime tükenmişliğim siner.
Yaşamaktan usanmışlığım,
İçime oturan o büyük taşla biner.
Bunca yıl sonra soruyorum kendime:
Sevmek mi, yaşamak mı daha ağır?
Bak, gölgem bile çekiliyor benden,
Gözlerimde bir çocukla ağlaşır.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Biliyor musun sevgili okur, bazen insan öyle bir yorgunluğun içine düşüyor ki ne uyku çare oluyor, ne sabah... Yorgunluk dediğim, bedende değil; kalpte, düşüncede, biriken yıllarda. Hani aynaya bakarsın da yüzünü değil, geçip giden ömrünü görürsün ya — işte o an, bütün kelimeler susar, bir tek iç çekişin kalır. Belki sen de hissettin bunu bir akşamüstü... Sebepsiz bir keder gelir, oturur dizlerinin dibine; sen de sessizce onunla oturursun. “Büyük Bir Yorgunluk Var Üzerimde” tam da o suskunluğun şiiri. Çünkü bazen insan yaşamaktan değil, yaşayamadıklarından yorulur. Eğer bu satırlarda kendini bulduysan, bil ki yalnız değilsin; hepimiz bir gün, kendi gölgemizle ağlaşırız.
31 Ağustos 2023 / Perşembe / Ankara