Herkesin bir aşk hikâyesi, bir gönül kırıklığı vardır.
Yazsan bitecek sanırsın bu yürek yangını;
Sussan ciğerlerin parçalanır, nefes alamazsın.
Ağır ağır çürütür her gün bir parçanı.
Hicran olmasın diye dua ederdi annem,
Başımı okşarken eskiden, çok eskiden!
Şimdi dudaklarıma bir nakarat gibi yapıştı:
Zor bu ayrılık, bu hasret denilen şey ölümden.
Gecenin bir yarısından seslendi mi celladın,
Gözlerinde kefenle vurdu mu boynunu?
İçinde hiç tükenmeyen sızın,
Dünyalara sığmayacak kadar büyük acın oluştu mu?
Yıkarlar o zaman senin de gönül duvarını;
İçine diken ekerler,
Parçalarlar kalbini,
Bildiğin mutsuzluğun mektebine mecbur ederler.
Ben o vakit başka diyarlarda olurum muhtemelen.
Bir daha aldanırsın, sonra bir daha; sonra boğazına dizilir,
Alevden tahtın olur dilin, dudakların gülerken,
Ağlayamazsın, içtiğin su bile olur zehir.
Suda eritip yemeklerden sonra bir kaşık alırsın.
Bir rüya olsa dersin, yakmasa böğrümü bu sancı.
Kör bir bıçakla kesmek istersin ayrılık denen şeyi;
Kaç kez öldüğünü bilmeden yaşarsın böyle akşamcı.
Damla damla savrulursun yeryüzünde.
Güneş hiçbir zaman aynı doğmaz üstüne.
Umut ya bir gün belki bir gece bitecek sanırsın;
Her seferinde en derininden yanarsın kaybettiğine.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bu şiir, içimde kalan son sessizliğin yankısıydı. Ayrılık dediğin şey, ne bir son, ne de bir başlangıç aslında. Bir duraksama belki, bir eksilme... İnsan bir gün anlıyor: Aşk ölmez, sadece biçim değiştirir ve bazen en çok sevdiğin, en derin yarandır. Yazdım, çünkü susunca daha çok acıttı. Her kelime biraz kan, biraz dua oldu. Eğer bir gün sen de “geçmedi” diyorsan — bil ki yalnız değilsin. Çünkü her ayrılığın bir ikizi vardır; biri yaşanır, diğeri yazılır. Ve ben yazdım... belki biraz senin için de.
8 Eylül 2023 / Cuma / Ankara