Akıp gider hayat, bir rüya misali,
Her gün takvimden bir yaprak düşer.
Ömrünü öğütür, fark ettirmeden,
Sabah yeliyle, akşam seline benzer.
Bu elli ikinci yaş alışım,
Çocukluğumun izleri çoktan silindi.
Yine de özlüyor insan her şeyi;
Önce hevesi geçer, sonra kendisi.
Yeşil bir ışık yanar bir gün,
Her şeyin bir sonu var.
O gün, feryat figanlar içinde,
İki damla gözyaşın toprağa sızar.
Bir sabah uyandığında,
"Gariban bir aktör geçti," derler sahneden.
İnsanlar yordu beni… en çok da sen;
Gelip geçici bu dünya… selam verdim geçerken.
Belki bir şiirde kalır adım,
Belki rüzgâr alır götürür izimi.
Kime ne kaldı ki benden önce?
Ben de unuturum kendi sesimi.
Bir perdenin ucundan bakarken hayata,
Sandım ki sonsuzdu bu rol, bu oyun.
Meğer susmakmış asıl sahne;
En gerçek alkış: içimdeki soğuk boşlukmuş, duyun…
Şimdi bir perde daha iniyor üzerime,
Alkışsız, ışıksız, sessiz bir veda gibi.
Bu oyun da bitti, rolüm tamam artık;
Tükendi repliklerim… suskun bir dublör gibi.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Sevgili okur, bu şiiri yazarken aslında kendime bir ayna tuttum. Hepimiz bu sahnede birer oyuncuyuz; kiminin rolü kısa, kimininki uzun. Ama bil ki, oyun ne kadar sürerse sürsün, sonunda hepimiz aynı sahneden çekileceğiz. Ben kendi perdemi biraz hüzünle, biraz yorgunlukla kapatıyorum. Sen okurken belki kendi hayatından bir satır bulacaksın burada… Belki de bir gün, senin adını da bir şiirde anacaklar. Unutma: hayatta tek gerçek alkış, içimizin derin sessizliğidir.
2 Temmuz 2022 / Cumartesi / Bartın