Dili dilde közledi yel,
Göze birden düştü ateş.
Gönle geldi ürkek bir el,
Hare hare çöktü ateş.
Akşamlar zindan yarası,
Taş yürek, hasret kapısı.
Mazi, kalbin yüz karası,
İçin için aktı ateş.
Bir yaprak gibi kararsız,
Titreyerek düşer cansız.
Ölüm kalır hatırasız,
Odunda üşüdü ateş.
Yumuşak bahar rüzgârı,
Sonsuz yol, toprak kuşları.
Ötede ikinci yarı,
Diri diri örttü ateş.
Hüzün kokar iki deniz,
Hüküm giyen mahkûm naçiz.
Bir adım ötesi dipsiz,
Yol yolcuya küstü ateş.
Halilî, ayak izleri,
Bu dünya bekleme yeri.
Perde bitirir düşleri,
Uyku, beyaz örtü ateş.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Ateş, yürekten kopup gelen sessiz bir çığlık gibidir; hem yakar, hem de arındırır. Bu şiirde, içimde yanan o kararsız, titrek ama bitmek bilmeyen ateşi anlatmaya çalıştım. Hayat bazen bizi zindanlarda mahkûm eder gibi hissederiz, ama unutmamalıyız ki, her zindanın bir sonu vardır. Ayak izlerimizi bırakırken, beklemek değil, yürümek gerek. Düşlerimiz, umutlarımız ne kadar karanlıkta kaybolsa da, beyaz bir örtü gibi uyku gelip sarar bizi. Yine de o ateş, içimizdeki yaşamın en gerçek işaretidir. Sen de kendi ateşini sakın söndürme, çünkü orada hayat var. Sevgiyle…
4 Şubat 2019 / Pazartesi / Ankara