Bir eksiklik içindeyim bu aralar;
Koskoca bir hiçlikte suskun.
Yüreğimdeki yol çağırır her gece,
Gurbet acısıdır içimde boşluğun.
Bu ayrılış hikâyesinde,
Hiç kimseyi aynı yerden sevemedim.
Gözlerin gözlerime doğdu doğalı,
Kırıldı, paramparça oldu hayallerim.
Yalnızlığı kim icat etmiş?
Kapının ardında dokunamadığım fotoğraflar…
Bir pencere kenarında oturup konuştuğum,
Hiçbir yerden gidemiyor, gidecek yeri olmayanlar.
Küf oldum gönlüne düştüm düşeli;
İçimi sızlatan ağıt büyüdükçe büyüyor.
Bu ten, bu dokunuş, yüzün, ellerin, saçların;
O kahrolası iki dirhem mutluluğa yetmiyor.
Artık anlıyorum: bazı sevdalar,
Bir ömrün değil, bir kalbin sığdığı kadardır.
Ve bazı gözyaşları, ne kadar silinse de
Sonsuza dek içimizde akar, kalır.
Bu ayrılış hikâyesi kapanmaz bir defter;
Her satırında sen, her satırında ben yanarım.
Belki başka hayatlarda tamamlanır yarım kalan,
Ama bu hayatta ben hep eksik kalanım.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: “Biliyorsun sevgili okur, ayrılıklar hepimizin ortak yarasıdır. Sen de yaşadın, ben de… Belki aynı şehirde, belki aynı sokakta, belki aynı gözlerde. Şiir yazarken aslında kendi acımı değil, senin acını da yazıyorum. Çünkü her ayrılış, birbirine benzer; bir fotoğrafın önünde susmak, bir pencere kenarında boşluğa bakmak, bir anıyı yüreğinde taşıyıp gidememek… Ve biliyorum, sen de bu satırların arasında kendi hikâyeni bulacaksın. Belki başka bir yüz, belki başka bir el, belki başka bir şehir ama aynı sızı… İşte ‘Ayrılış Hikâyesi’ o yüzden sadece benim değil; senin de, hepimizin hikâyesi.”
31 Temmuz 2024 / Pazartesi / Ankara