Şiirden geriye kalan satırlar:
Bazı sürgünler şehirden değil, bir çift gözden yenir.
Yarım kalmış bir hayat, tam bir hüzün eder.
İnsan en çok kendi hayalinden kovulur.
Kavak yelleri bittiğinde başlar asıl hesaplaşma.
Şiirden geriye kalan satırlar:
Bazı sürgünler şehirden değil, bir çift gözden yenir.
Yarım kalmış bir hayat, tam bir hüzün eder.
İnsan en çok kendi hayalinden kovulur.
Kavak yelleri bittiğinde başlar asıl hesaplaşma.
KAVAK YELLERİ
Kırık dökük nağmeler şimdi ruhumu titretir,
Bir matemin ümitsizliği çöker içime sessizce.
Dindi sanma bu fırtına, geçmez bu keder;
Ruhum, yatağına sığmayan öfkeli bir nehir.
Hiçbir yaşa sığmadı benim o yorgun sol yanım,
Yarım kalan bütün sözler, bir yük gibi kalbimde.
Sanki cansız, soğuk bir kütle şimdi dudaklarım;
Sürgün yiyen gözlerim, hapsolmuş gözlerinde.
Konuşurum geceleri, lambanın o hafif ışığında,
Tütün dumanı gelir, sağır edercesine kulaklarımı tıkar.
Bütün hislerim boğulur bu zifiri karanlıkta;
Acılarım, sonu olmayan bir derinlikte sızlar.
Hayatımın o eski, silinmiş şekilleri geçer önümden,
Birer birer beynimden, damarlarıma süzülür.
Eskiden neşe saçan o deli kavak yelleri;
Artık gün be gün, benimle birlikte toprağa gömülür.
Ne bir limanım kaldı, ne tutunacak bir dalım,
Kendi karanlığında kaybolan, o meçhul masalım.
Anladım ki ey hayat; bu bitmek bilmez kederde,
Ben her gün biraz daha, kendi kendimin uzağıyım.
Halil Kumcu
20 Mayıs 2020 / Çarşamba / Ankara
Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.