Damlalar kirpiklerimde titrer sessizce,
Kalbimin duvarında ince bir sızı açar.
Bir toz bulutu gibi uçup gitmek isterim;
Boğazım düğüm düğüm, hüzün ağzıma kadar.
Nemli gözlerim içli hıçkırıklara gömülür,
Gün gün bir damla gözyaşı acıtır yüreğimi.
Göğsümü sıkıştırır yanağımdaki yanma hissi,
İçimde bir gelgit: kalmak mı zor, gitmek mi?
Ete kemiğe bürünmüş acı ta şuramda oturur,
Sokak lambalarının soğuk ışığı tel tel boğar.
Yanaklarımdaki çizgiler aklıma aklar düşürür,
Değişti… yitip giden renkler, sesler, kokular.
Üstümde büyük bir yılgınlık, derin bir yorgunluk;
Gözde başlayan sevda, gönülde alevlenirmiş.
Bu derde düştüm düşeli yanar canım her gece;
Sözümü yakmış, şakaklarıma beyazlar dizmiş.
Şimdi adını andıkça yutkunurum usulca,
Bir boşluk büyür içimde, gözlerimden taşar.
Bakışların bir mevsim gibi geçti yanımdan;
Ne bir iz kaldı, ne söz, ne de bir bahar.
Artık ne dönmek isterim eski bir ana,
Ne de yeniden başlamak yorgun bir yarına.
Sensizlik yavaş yavaş yer eder her yanımda,
Yitip giden renkler gibi solup kalana.
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Sevgili okur, bu dizelerde yitip giden renkleri, kaybolan anları ve içimde büyüyen sessiz boşluğu anlattım sana. Belki sen de bir zamanlar aynı hissi tattın; bir bakışın ardından göğsüne çarpan yalnızlığı, bir mevsimin ardında kalmış hayalleri… Şiir, bazen kelimelerin yetmediği yerde nefes alır, bazen de içimizde bir çığlık gibi çarpar. Ben de bu satırlarda sessizce çığlık attım. Okurken yutkunduysan, hissettiklerini sakın küçümseme; her duygu, yaşamın bir parçasıdır. Ve unutma: Yitip giden renkler solsa da, hatıraların gölgesinde bir yerlerde hâlâ parlarlar.
13 Ekim 2021 / Çarşamba / Ankara